Ekim, 2010 için arşiv

kayıp

canım sıkkın bugün

uçukladı dudağım

ellerim kaşınıyor ve titriyor

bir garip terennümler arasındayım

canım sıkkın bu hafta

sizi görmek istiyorum her tarafta

ama ne gelen var ne giden

suyu çekildi yüreğimin, kurak-çorak sazlık gibi

ne sivrisineği kaldı, ne kurbağası, ne yılanı…

canım sıkkın bu yıl

size uzaktayım, sanki mesafe… yıl .

özlüyorum, çok özlüyorum

özlerken bile taklit ediyorum diye kendime kızıyorum

ama taklit bile edemiyorum

taklidin taklidine yapışayım diyorum

utanıyorum

günden, haftadan ve yıldan

ıraktan ve yakından

sivrisinekten, kurbağadan ve yılandan

Sizden utanıyorum

kovandan, petekten ve arıdan utanıyorum

hani diyor ya şair; yüzüne bakacak yüzümüz kalmadı…

ne yüz kaldı, ne astar

utanıyorum iki metrelik cepsiz ve dikişsiz bezden

sahte beyaza bürünmüş lekesiz kefenimden

gönlümü aramaya çıktım dün

bağırdım, çağırdım

ellerim arkada volta attım

şimâle sordum, garba sordum…

gönlüm, gönlümde değildi

taklit zannettiği bir yere gitmişti

şarka gidemedim, ırak geldi

ırağa gidemedim, soramadım, utandım yine

ey gönlümü kaptırdım diye kendimi avuttuğum

ey başımı kaldırıp bakamadığım

ey ellerini tuttuğumda ömrüme ömür katan

ey her kapısına geldiğimde misafir kılan Sevgili !

kabımı kayıp ettim

bilmiyorum ne halt ettim !

ey gönül Kâbesi, maneviyat bağçesi !

affınızla…

gönlüm Siz’de mi?

15/10/2010



Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.